.
Hukuk Bölümümüz Hizmetinizdedir. Sorularınızı Benim için çok değerli Saygı duyduğum Sayın Avukatımız Kiraz AKBAL'dan öğrenebilirsiniz.

YURT AY DER Hazirlayan Kudret

.

"BİLEN İNSAN HAŞİN OLMAZ"

Pes doğrusu gençliğe ve yetime bu kadar mı önem veriyorsunuz.?

"YAT YAT KARBUZ BÜYÜDÜĞÜ ZAMAN DİLE GETİR YAZIK"

15 yıl sonra gelen itiraf 8 Kasım 2008 hürriyet
DHA
Saray Rehabilitasyon Merkezi'nde 15 yıl çalıştıktan sonra 3 ay önce emekli olduğunu söyleyen Aysel Akbaba; merkezde tecavüz, dayak ve işkence olaylarının sıklıkla yaşandığını itiraf etti.

Şefkat-Der Genel Başkanı H. B. ve kurumda 15 yıl çalıştıktan sonra emekli olan A. A., Saray Rehabilitasyon Merkezi'nde İngiliz Düşes'i Sarah Ferguson tarafından gizli çekilen görüntüleri ile ilgili basın açıklaması yaptı.    
Kurumda 15 yıl çalıştığını belirten ve 3 ay önce emekli olduğunu söyleyen A. A. , kurumda çocuklara işkence, tecavüz ve dayak olayların sıklıkla yaşandığını belirterek "Emekli olana kadar çocuklara karşı yapılan tecavüz, dayak ve işkencelere sıklıkla tanık oldum. Bunları söyleyemediğim için vicdan azabı çektim. Ancak bu görüntülerin ekranlara gelmesinden sonra daha fazla dayanamayarak yaşananları açıklama isteği duydum"diye konuştu.
Gazetecilerin 15 sene neden beklediniz sorusuna A., "bana inanmayacağınızı düşündüğüm için gerçekleri açıklamadım" diye yanıt verdi.

Şefkat-Der Genel Başkanı H. B. ise rehabilitasyon merkezinde yapılan işkencelerin görüntülenenlerden çok daha fazla olduğunu iddia ederek yapılan olumsuz davranışların kurum yöneticileri ve çalışanları tarafından örtbas edildiğini iddia etti.

Bulan, Cumhurbaşkanı, Başbakan, Devlet Bakanlığı ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmek üzere hazırladıkları suç duyurularını gazetecilere gösterdi.

Kötü Yönetim kurum ve kurumlarda resim çekilmesine asla izin vermezler, Olaylara yanlış yerden bakarlar Halbuki Yaralarına merhem olunacağını bilmezler. "Yahudi zihniyeti "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" misali"

YUKARI | EĞİTİMDE FARKLILIKLAR DÜŞÜNÜYORUZ

EĞİTİMDE FARKLILIKLAR DÜŞÜNÜYORUZ
Afyonkarahisar Kocatepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Doktora Öğrencileri ve Akademik Personele yönelik olan seminere ilgi yoğun oldu. “Afyonkarahisar"da Eğitim Sorunları ve Çözüm Önerileri” konusunu işleyen Eğitim Danışmanı Ünal Yılmaz, konuşmasında hep öğrenci merkezli olmayı savunduğunu söyledi. Yılmaz, eğitimde sürekli farklılıklar düşündüğünün altını çizerek Türkiye"de eğitimin yerelleşmesi için çalıştıklarını vurguladı.
EĞİTİMDE MAZERET ÜRETİLMEMELİ
Eğitimde hiçbir zaman mazeret üretilmeyeceğini ifade eden Ünal Yılmaz, mazeretler yerine çözümlerin üretilmesi gerektiğine dikkat çekti. Yılmaz, 30 yıllık öğretmenlik hayatı boyunca tek bir şey üzerine durduğunu vurgulayarak; “Başaramayacak öğrenci yoktur” dedi. Seminerde Afyonkarahisar"ın komşu illere göre OKS ve ÖSS"de başarı durumunu değerlendiren Yılmaz, şehrimizin komşulardan farkının olmadığını ifade ederek sadece eğitim sorunlarına çözüm üretilmesi gerektiğini vurguladı.
BAŞARI FOTOĞRAFINI ÇEKTİ
Türkiye"de Afyonkarahisar"ın eğitimdeki başarı fotoğrafına değinen Yılmaz, Batı bölgesinde sadece Afyonkarahisar"ın gerilerde olduğunu ve bu yönde çalışmaların artarak devam etmesi gerektiğini vurguladı. İlçelere göre başarı grafiğini de doktora öğrencileri ile paylaşan Yılmaz, Merkez İlçe"ye göre ilçe ilçe eğitim durumunu gözler önüne serdi. Doktora Öğrencilerinden gelen soruları da cevaplayan Yılmaz, seminere olan ilgiden memnun kaldığını açıkladı.EDEP'TE DURUM
Eğitime Destek Projesi"ni de Doktora öğrencilerine anlatan Eğitim Danışmanı Ünal Yılmaz, proje ile ilgili şunları söyledi: “EDEP 7 aşamalı bir projeydi. Ancak 2 yılda projenin 14"te biri uygulanabildi. O da sınavlar. Sınavlarla da rakam yığınları haline dönüştü. Asıl sınav sonuçlarını yorumlamak ve öğrenci analizini yaptıktan sonra, danışmanlık yapmak olmalıydı.” Gerçekleşen seminere Afyonkarahisar Kocatepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Ergün, Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı Yard. Doç. Dr. Şenay Yapıcı, Öğretim Görevlileri ile çok sayıda doktora öğrencisi katıldı.

                                "BİLEN İNSAN HAŞİN OLMAZ"

YUKARI | İLK AİLE OKULU AÇILIYOR.

Afyonkarahisar'da özel bir eğitim danışmanlık merkezi tarafından, Türkiye'de ilk kez "Aile Okulu" açılacağı bildirildi. 
Afyonkarahisar'da hizmet veren Eğitim Danışmanlık Merkezi (EDM) tarafından "Çocuğunuzun eğitimi için ne kadar eğitimlisiniz?" ve "Eğitim ailede başlar" sloganıyla başlatılan projenin tanıtımı yapıldı. Eğitim danışmanı Ünal Yılmaz, proje kapsamında, anne ve babalığa hazırlananlar dahil, tüm anne ve babalar, veliler ve eğitimcilerin katılabileceği bir okul oluşturulacağını söyledi. Öğrencilerin okulu sevmesinin aile desteğine, ailenin çocuğa desteğinin de ailenin eğitimine dayandığını söyleyen Yılmaz, “Aile okulu eğitimde en önemli nokta olduğu için biz çözüme buradan başladık. Eğitimdeki başarısızlığa bugüne kadar mazeret ve bahaneler üretmektense, çözüm üretmenin yolunu seçtik. Projenin amacı, çocuklarının eğitimde yetersiz kaldığını hisseden anne ve babalara yardımcı olmaktır. Proje sonunda, aileler çocuklarının davranışlarının ve çevreyle olan ilişkilerinin geliştiğini, çocuklarının kendilerine güvenlerinin arttığını, arkadaşları ve çevreleriyle olan diyaloglarını olumlu olarak değiştiğini fark edecekler. Ayrıca, anne ve babalar programın sonunda daha sabırlı, anlayışlı ve hoşgörülü olduklarını, çocuklarına eskisine nazaran daha çok zaman ayırdıklarını, çocuklarıyla iletişim kurabildiklerini ve aile içi iletişimlerinin daha güzel olduğunu görecekler” diye konuştu.  30 Aralık 2007 tarihinde hizmete açılacak olan okula kayıtların başladığını belirten Yılmaz, Afyonkarahisar Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Eğitim Fakültesi Dekanı Yrd. Doç. Dr. Şenay Yapıcı, AKÜ Eğitim Fakültesi Öğretim Görevlisi Münevver Can Yaşar ile birlikte kendisinin okulda öğretmenlik yapacağını sözlerine ekledi

YUKARI | KAR PEŞİNDE KOŞMAYIN!.

Türk Büro -Sen Genel Başkanı Fahrettin Yokuş , sosyal güvenlik sisteminin kâr-zararmantığı ile ele alınmamasıgerektiğini belirterek, ``Sosyal devlet olmanın gereği, milletin sosyal güvenlik ve sağlık yükünü karşılamaktır`` dedi. Türk Büro -Sen Genel Başkanı Fahrettin Yokuş , sosyal güvenlik sisteminin kâr-zarar mantığı ile ele alınmaması gerektiğini belirterek, ``Sosyal devlet olmanın gereği, milletin sosyal güvenlik ve sağlık yükünü karşılamaktır`` dedi. Yokuş, yaptığı yazılı açıklamada, 7-13 Nisan tarihlerinin ``Sosyal Güvenlik Haftası`` olarak kutlanmasının sevindirici ve anlamlı olduğunu kaydederek, ``sosyal güvenlik`` kavramının, bu hafta münasebetiyle toplumun geniş kesimleri tarafından daha iyi anlaşılmasını umduklarını ifade etti. Yokuş, sistemin sorunlarının, sosyal kesimlerin beklentilerinin, gelişmiş ülkelerin vatandaşına sunduğu sosyal güvenlik hizmetlerinin, Anayasa `da yer alan ``Sosyal Devlet İlkesi``nin öneminin daha iyi kavranması ve bu yöndeki eksikliklerin giderilmesi adına siyasi iradenin gerekli tedbirleri alması gerektiğini belirtti. Fahrettin Yokuş , açıklamasında şunları kaydetti: ``Sosyal güvenlik her ne kadar 5502 sayılı Yasa`yla kurulmuş olan Sosyal Güvenlik Kurumunu, yani devredilen SSK , Bağ -Kur ve Emekli Sandığı sigortalılarını kapsamaktaysa da devletimizin halen sosyal güvenlik hizmeti sunmakta olduğu, Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma vakıflarından sosyal yardım almakta olanlarla Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu "nun sunduğu hizmetlerin muhatabı olan bakıma muhtaç yaşlı ve kimsesiz çocuklarımızı da düşünmek, onlar adına da çözüm üretmek durumundayız. Sosyal Güvenlik sistemi kâr-zarar mantığı ile ele alınmamalıdır. Sırf aktüeryal ve mali açıdan sürdürülebilir olmak adına sisteme bakmak, sisteme devletin katkısını bir kara delik olarak sunmak, sosyal devlet olma iddiası ile çelişen bir ifadedir. Sosyal devlet olmanın gereği, milletin sosyal güvenlik ve sağlık yükünü karşılamaktır. Sosyal güvenliğe yapılan devlet katkısı, devlet olmanın bir gereğidir. Gelişmiş pek çok ülke, sosyal güvenlik sistemine katkılarda bulunmakta ancak hiçbir zaman bu katkı kara delik olarak adlandırılmamaktadır.

Abdullah KARADUMAN
YUKARI | ABDULLAH KARADUMAN

ABDULLAH KARADUMAN 38 yaşında. (Karaduman yazılmış...)
Babası ölünce aileyi geçindiremeyen annesi üç kardeşiyle birlikte Abdullah KARADUMAN 'ı Mersin Yetiştirme Yurdu'na vermiş. O zamanlar 11 yaşında olan KARADUMAN, her gece ağlamış ama okumak istediği için yurtta kendine çizilen kadere razı olmuş. Abdullah KARADUMANiçin yurtta geçen yılları, televizyonlara ve gazetelere yansıyan haberlerin aksine son derece mutlu geçmiş. 11 yıllık yurt serüvenini gülümseyerek ve iyi anılarla anlatan KARADUMAN, üniversite bitirerek hayallerini gerçekleştirebilenlerden biri. Kötü muamele görmeden, iyi eğitim alarak terk ettiği yurt onun için yuva anlamına geliyor. Ama KARADUMAN, sosyal hizmetler kurumunda yaşananları da göz ardı etmiyor.
Bunların çözümü için Yurttan Ayrılanlar Derneği'nin İstanbul başkanlığını yürütüyor ve sorunu inkâr etmek yerine kökten çözmeliyiz diyor: "1981 yılında, 11 yaşımdayken Mersin Yetiştirme Yurdu'na girdim, dokuz yıl kaldım. Annem bize bakamadığı için üç kardeşimle birlikte bizi yurda verdi. Yurda gidemeseydim annem beni evlatlık verecekti, iyi ki olmamış da yurda gitmişim. Yurtta ortaokul, lise ve yüksekokul dönemi boyunca kaldım. Çok mutlu bir dönem geçirdim. Dokuz yıl boyunca sadece bir kere büyük çocuklardan birinden tokat yedim o kadar. Bizim yurtta kötü muamele yoktu özellikle hocalardan hiç kötü muamele görmedik. Ama bu, hiçbirinde olmuyor anlamına gelmiyor.
Televizyonlarda, gazetelerde yurtlarla ilgili haberler gördüğümde tüylerim diken diken oluyor. Önemli olan kötü muamelenin kalkması, bakın eğitimsiz kişiler orada 'anne', 'abla' oluyorlar. Bizim zamanımızda böyle bir şey yoktu, kadrolu elemanlar vardı. Bizi yıkarlardı bu insanlar, beni annemden sonra yıkayan kişilerdi bunlar. Kendi çocuğu olmayan birinin yurtta olması uygun değil, çocuğu olmayan birinin başka bir çocuğa şefkat göstermesi çok zordur. Bu yaşananların üstünü örtüp, küllendirmek yerine kökten halletmek. İçim eziliyor bu çocuklara yapılanları görünce, evde bir çocuğuyla baş edemeyen bir anne orada 20 çocukla baş edemez. Bakın ben dernek il başkanı olarak gerekli yerlere ulaşmakta güçlük çekiyorum, Ankara'da bir yurtta gördüğüm sıkıntıyı, hocalara söylediğimde bizi o yurda bir daha sokmadılar. Eleştiri kabul etmiyorlar, toplumun tepkisini çekti, 'Bizim yurtlarımızda böyle şeyler olmuyor,' demek olmaz, bunu ne yaparsak düzeltiriz diye yola çıkmak lazım. Yani her görüntü ortaya çıktığında bahanesini uydurmak yerine 'Evet böyle sorunlarımız var el birliğiyle çözelim,' demek gerekiyor.
Yurtlarda bakım yapan kişilerin sürekliliği çok önemli, orada kalan çocuk her yıl bir başkasına alışmaya çalışırsa dengesi şaşar, bu sadece çocuk için geçerli değil, sosyal hizmet alan herkes için geçerli. 'Dışarıdan hizmet', alım sistemiyle çalışıyor yurtlar, benim şu an çalıştığım yerde de her hafta başka bir temizlik elemanı geliyor, masamızı temizliyorlar ama ben her hafta başka birinin gelmesinden rahatsızım. Ben masamı emanet edemiyorum, çocuklarımızı nasıl emanet edelim? Çocuk emanet ediyorsunuz fason elemana, geleceğinizi emanet ediyorsunuz.
SHÇEK Genel Müdürü İsmail Barış'a da telefon ettim, benim projem şu; yurttan çıkmış çocukları alın, bu çocukların sosyal hizmetler okumasını teşvik edin, tercih ettirin.
Bu çocuklar geldikleri yere hizmet vermeye dönsün. Geri dönüşüm sağlayın. Bu çocuklar hoşgörüsüzlükle, topluma güvensizlikle doluyorlar, 'Ben çıkınca nasılsa devlet bana iş verecek' diye okumuyorlar. Yurttan çıkan ilkokul mezunu dolu ortalık, üniversite mezunu çok az. Şu anda Türkiye genelinde üniversitede okuyan 936 tane çocuk var. Bunlar 18 yaşını doldurunca sokağa gönderiliyor, korumadan çıkıyor, sonu ne olacak bunların...

DÖRT KARDEŞ YURDA VERİLDİK
Ben yurtta olduğum yıllarda kafaya koydum, okuyacağım, mevki sahibi olacağım ve yurttaki çocuklara hizmet edeceğim diye. Öyle de yapıyorum. Yurttaki çocukların önüne örnek koymalısınız, bunların yol gösterilmeye ihtiyaçları var.
Yurtta büyümek büyük bir şans, ben yurtta büyümeseydim ya serseri olurdum ya da çoban. Biz beş kardeştik; dördümüz yurda verildi, yurda girmeyen kardeşim en çok zorluğu çekendir. Yurttan çıkan ve kendini kurtarmış, okumuş çok insan var. Ama bunlar kendilerini deşifre etmiyor. Yurt çocuğu olduklarını göstermek istemiyorlar. Ben Yıldız Teknik Üniversitesi'nde işe başladığımda 'Yurttan olduğunuzu söylemeyin,' diye telkin ettiler. Çünkü yurttan çıkmadır, arsızdır, hırsızdır, uyumsuzdur diye bir anlayış var. Böyle bir imajımız var. Ama biz bu imajı yıktık, biz Yıldız Teknik Üniversitesi'ne sekiz kişi girdik, bizden sonra 200'e yakın yurttan çıkma kişi işe alındı. Bana burada 20 milyon YTL'lik işler emanet ediliyor. Devlet bizi okuttu biz devlete borcumuzu ödüyoruz, alnımız ak. Göğsümü gere gere söylüyorum ben yurt çocuğuyum, ben mutlu bir yurt çocuğuyum. Benim çocuğum da mutlu, ailem de mutlu, ben etrafıma ışık saçarım."
"Sonat BAHAR

Binbaşı Ahmet Atik
YUKARI |YAŞAYABİLMEK İÇİN AYAKLARIMIZ ÜZERİNDE KALMAMIZ GEREK;

1963 yılında Amasya da doğdum 1971 yılında annem öldü.1972 yılında ilkokul dördüncü sınıfında okurken Amasya yetiştirme yurduna gittim.1974 yılında babam öldü. Dünya da kimsem kalmamıştı. Ne anne ne de Babamla yaşıya bilmem için derslerime daha fazla çalışmam gerektiğine inandım.1977 yılında ortaokulu bitirdim. Aynı yıl Çankırı Astsubay hazırlama okulu imtihan’ını kazanarak yurttan ayrılıp orduya katılmış oldum.

1980 yılında Çankırı Astsubay hazırlama okulunu bitirip Zırhlı birlikler okuluna gittim.1981 yılında Zırhlı birlikler okulunu bitirerek Tankçı Astsubay olarak 18 yaşımda görev yapmaya başladım.10 yıl Astsubaylık yaptıktan sonra 1991 yılında subaylık sınavına girdim. Subaylık sınavını ilk hakkımda kazandım.1992 yılında Tankçı Teğmen olarak görev yapmaya başladım.

2004 yılında Üniversite sınavına girdim İktisat fakültesinin iktisat bölümünü kazandım.2008 yılında bitirdim. Ve Binbaşılığa yükseldim. Şuan Ankara da görev yapmaktayım. Evli iki çocuk babasıyım.

Sevgili kardeşlerim öğrencilik yıllarım zor geçti. Annem babam olmadığından kendi harçlığımı kendim kazanmak zorunda kaldım Tatil günlerinde pastane ve lokantalarda garsonluk yaptım. Maçlarda sakız sattım, ayakkabı boyacılığı yaptım, halde hamallık yaptım, okulda fotoğraf çektim. Böylece yurtta ve askeri okulda devletin vermediği ihtiyaçlarımı kendim giderdim. Dokuz yaşından bu güne kadar kendi hayat mücadelemi kendim verdim.

Sevgili kardeşlerim yurt çocuğu olduğumu her ortamda göğsümü gere
gere söyledim çünkü yurt çocuğu utanılacak bir durum değil. Fakat şuna dikkat ettim Her türlü hareketlerimi kontrol altında tutmaya özen gösterdim. Diğer arkadaşlardan farkımız olmadığını göstermeye çalıştım.

Sevgili kardeşlerim şuan yurtlarda kalan kardeşlerime biraz kızıyorum Nedeni ise tatillerde bakıyorum Ne derslerine çalışan var nede harçlıklarını çıkarmak için çalışan var Okullar açıldığında bazı ihtiyaçlarını gideremediklerinden şikâyet ediyorlar Ayrıca derslerinin iyi olmadıklarını Maalesef üzülerek gördüm. Nasıl olsa devlet bize iş verir düşüncesi hâkim işe girdiklerinde ise işin kalitesini beğenmeyen kardeşlerimiz bulunmakta işe gitmeyen kardeşlerimizi gördüğümüzde çok üzüldüğümü söylemek istiyorum burada bize düşen görevin kardeşlerimize doğru yolu göstermek olduğunu düşünüyorum.

Sevgili kardeşlerim herhalde bu dünyada bizden fazla kardeşleri olan Hiçbir aile yok tesadüfen tanışsak bir dakika sonra her konuda anlaştığımıza şahit olmuşunuzdur. Bunu çok yaşadım. Ankara’ya geldiğim yıl YURT AYDERE gittim. Dernekte dernek başkanı olan Kudret BULUT ve arkadaşları ile tanıştım. Yeni geldiğimi söyledim. Çevremin olmadığını söylediğimde bana kızdıklarını söylediler Burada bu kadar kardeşin var Her zaman yanımda olduklarını söylediler. Eksik olmasınlar beni yalnız bırakmadılar Her türlü faaliyetlerinde devamlı çağırdılar Bende mümkün olduğunca katıldım.

Derneğimizi ayakta tutan çalışmaları ile örnek olan bu yolda her türlü fedakârlığı yapan dernek başkanımız Kudret BULUT'u kutluyor Çalışmalarında başarılar diliyorum. (ÖZ GEÇMİŞİ)

Ahmet ATİK
Binbaşı

 
YUKARI | YORUMLARI |
YURT AY DER'İN GÖNÜLLÜ, DEĞERLİ FAHRİ ÜYEMİZ, GAZETECİ YAZAR; Sıddık Taştan'ın (Ağrı DP İl Başkanı)

 MECLİSTEKİ YUMRUKLAMAYA YORUMU

Arkadaşa katılıyorum ve tebrik ediyorum. Gerçekleri görmek lazım kardeşim, bakın 25 yıldır devam eden kanı durdurma derdine düşen yok, ekonomi açlık, vahşet sokaklar kan revan içinde savaş alanı gibi bunları gören duyan yok. Aslında belki işlerine geliyor, çünkü siyasi partilerin çoğu değerler üzerinde siyaset yapıyor, kimisi kimlik der, kimside yıllardır tutturmuş, vatan millet Sakarya, aslında değerleri kullarak siyaset yapan bu zatlar, bizim kanımızı. Bizim emeklerimizi yiyorlar. Yılardır o kadar can canan gitti bedenler sakat kaldı. Ama ben hiçbir paşanın generalin, bürokratın, bakanın çocuğunun adını duymadım.

Acaba bunların erkek çocukları yok mu? belkide ameliyat ettiriyorlar. Askerlik yapanları varsa o da yatlarda kortlarda veya tatil köylerinde yapıyorlar.

Kimbilir belkide büyükleri gibi golf oynuyorlar. Ama ortada bir gerçek var onların canı yanmıyor, onların ocaklarına ateş düşmüyor, eğer eğer evlat acısı yaşasaydılar bu kanı 25 yıl değil 25 günde durdururdular.

aslında beyler bunların kavgalarına bayılıyorum çünkü 12 eylül öncesi beş bin fidan öldü.daha sonra yine bu siyasilerin yüzünden 30.000 insan öldü.durun bunlar yani meclistekiler birbirlerini yesinler çünkü ne çocukları ne kendileri bu olaylarda zarar görüyorlar yumruklaşma azdır.daha daha daha.....

SEVGİ EVİNDE İLK TECAVÜZ

Sevgi evinde tecavüz skandalı
Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu’nun ( S.H.Ç.E.K. ) kimsesiz çocuklara aile ortamı yaratmak için yaptığı “Sevgi evleri”nde tecavüz skandalı. Evlerin projesini üstlenen bir firmanın sahibinin 21 yaşındaki oğlu, Ağustos 2007’de yuvada kalan 12 yaşındaki B.K.’ya tecavüz etti.
Tecavüzün ardından küçük kıza bir de cep telefonu aldığı iddia edilen gencin, birden fazla kez aynı eylemi gerçekleştirdiği öne sürüldü. Skandalın geçen hafta derste kızın cep telefonuna gelen mesajla ortaya çıktığı iddia edildi. ‘Olay yargıda’     S.H.Ç.E.K. Genel Müdürü İsmail Barış, “tecavüz” iddialarını doğrulayarak, “Olay duyulur duyulmaz, gerekli işlemler başlatılmıştır. Hem adli hem idari soruşturma sürüyor. Olay şu anda yargıda. Kimin suçu varsa gerekli işlemler yapılıyor” dedi.
S.H.Ç.E.K. İstanbul İl Müdürü Seyfi Bozçelik de olayın 10 gün önce SHÇEK çalışanları tarafından tespit edildiğini belirterek, “Olay cep telefonuyla ortaya çıkmamıştır. 10 gündür soruşturma sürüyor, ancak soruşturma kapsamında olduğundan bir şey söylemek için erken” dedi.
 Bu yaşanan ilk olay değil Bahçelievler’deki S.H.Ç.E.K. Yuvası, geçmişte de bu tür olaylarla gündeme gelmişti. Geçen yıl 12 yaşındaki başka bir kız, yuvanın bahçesinde tecavüze uğramış, kürtaj olmak zorunda kalmıştı

"İYİ BİR KİTAP, İŞE YARAYAN İNSANDAN DAHA DEĞERLİDİR"
YUKARI | SHÇEK'TEN ÇOCUK KAÇIRILIYOR!.

Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu yetkilileri bazı suç örgütlerinin, Çocuk Esirgeme Kurumu çocuk kaçırdığını ileri sürdü.Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu yetkilileri bazı suç örgütlerinin, Çocuk Esirgeme Kurumu’ndan çocuk kaçırdığını ileri sürdü.
Güncelleme: 09:01 TSI 28 Aralık 2006 Perşembe
ANKARA - Çocuklarda ve gençlerdeki şiddet eğilimini araştıran Meclis Komisyonu bu kez Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu yetkililerini dinledi. Yetkililer, kuruma bağlı yurtlarda yaşananlar konusunda çarpıcı bilgiler sundu.
Yurtlarda bulunan 14 bin çocuğun 600’ü mahkemenin aldığı tedbir kararı ile gelen “çocuk suçlular”. Ancak fuhuş, gasp, kapkaç, şiddet, hırsızlık gibi suçlara karışan bu çocuklar yurtlarda bile suç örgütlerinin kıskacından kurtulamıyor.
Çetelerin belirlenen iki yöntemi var. Birincisi para vaadiyle çocukları ikna etmek ve yurtlardan kaçmalarını sağlamak. İkinci yöntem ise “tehdit”. Uzmanlar, her iki yöntemin de sonuçta “kaçırma” olduğunu belirtiyorlar.
Komisyona verilen bilgilere göre, kurum bu olayların önüne geçmek için suçların yoğun olarak görüldüğü İstanbul, İzmir, Şanlıurfa, Mardin ve Gaziantep’te yeniden yapılanmaya gitti.
“Çocuk suçlular” rehabilitasyon süresince diğer çocuklardan ayrılacak, yurtlar yarı kapalı hale getirilecek. Ayrıca bu 5 ilde yurtlara yakın bölgelerde jandarma ve polis noktası oluşturulacak.
Böylece yurda giriş çıkışlar ve yurdun çevresine gelen suç örgütü üyeleri takibe alınabilecek.
Toplantıda, bürokratik işlemlerin fazlalığı da şikayet konusu oldu. Kurumlar arası yazışmalar nedeniyle tecavüze uğrayan bir erkek çocuğun, ancak 9 gün sonra koruma altına alınabildiğine dikkat çekildi.

"BÜTÜN ÇOCUKLAR SEVİLSİN Kİ İNSANLAR SEVİLSİN"
YUKARI | MERHABA
Şöyle bakıyorumda geçmişten günümüze insanların yurt çocuklarına karşı bakışlarına o zaman ki ile şu anki arasında dağlar kadar fark var. Ben o zamanlar hep düşünürdüm yaa bu insanlar neden yurt çocuklarını dışlıyorlar die ama bulamazdım.Bulduğum cevap ise sadece insanların duydukları gibi düşünmeleriydi. Gecenlerde iç işleri bakanlığında çalışan bir arkadaşımla konuştuk tabi muhabbetimiz eskileri yaad etmek.Yurttayken sivil vatandaşla yaşadığı bir olayını anlattı ve o sivil kişi yıllar sonra iç işleri bakanlığına bir özel işi için gitmiş.insan oğlu ya sineye çektimi ölsede çıkmazmış neyse adam tabi bunu tanıyamamış ama arkadaşımız tanımış.Bir konuda yardımcı olmasını istemiş arkadaşımızdan o da bozuntuya vermeden biraz oturun deyip vatandaşı oturtmuş.muhabbet açılmış arkadaş ben şu şu tarihlerde uşak yurdunda kadım sizde bana böyle böyle yaptınız şunları söulediniz demiş ve eklemiş ''İŞTE BEYFENDİ YURT ÇOCUĞUNDAN ADAM OLMAZ DİYORDUNUZ YARAMAZ DİYORDUNUZ'' işte bakın burada çalışan 20'ye yakın yurt çocuğu var ve türkiyenin neresine giderseniz gidin bütün kurumlarda 1 yurt çocuğu vardır ve bunlar sizlere ve sizlerin çocuklarına hizmet ediyor demiş. YURTTA KALMAK BİZİM SEÇİMİMİZ DEĞİLDİR BU KADERİN CİLVESİDİR BELKİDE BÖYLESİ DAHA HAYIRLIYMIŞ AMA YUTTA KALMAK VE O NİMETLERDEN DE YARARLANMAK HERKESE NASİP OLMAZ AMA BUNUN KIYMETİNİ BİLMEK VE BU NİMETLERİ SİZ GELECEĞİN PIRLANTALARI DAHA İYİ DERECEDE DEĞERLENDİRİN VE O EVİN DEĞERİNİ BİLİN DIŞARIYA BAKIN NE GÖRECEKSİNİZ TABİ BAKMASINI BİLİRSENİZ.KENİDİNİZE İYİ BAKIN HERŞEY GÖNLÜNÜZCE OLSUN. Mustafa KAYA (simtafa@kaya.com)  (10/31/2007)



     "BİGİSİZE SÖZ ANLATAMAZSIN, ÇÜNKÜ SENİ ANLAMAYA ALT YAPISI YOKTUR."
YUKARI | GENÇ KIZA FUHUŞ TUZAĞI

Buca Kız Yetiştirme Yurdu`ndan kaçan ve Manisa`nın Sarıgöl İlçesi`nde `fuhuş pazarlayıcısı` olduğu öne sürülen kişilere satılmak istenen genç kız kurtarıldı
Alınan bilgiye göre, bir istihbaratı değerlendiren Sarıgöl İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, PTT binasının önünde bekleyen M.K. (27) ile D.Ç`yi (24) yakaladı .
Gözaltına alınan 2 kişinin, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu `na (SHÇEK ) bağlı İzmir Buca Kız Yetiştirme Yurdu `ndan kaçan F.K`yi (17) Sarıgöl `e getirerek, 4 bin YTL karşılığında, fuhuş pazarlayıcısı oldukları iddia edilen R.K. (30) ile eşi H.K`ye (24) sattıkları belirlendi.
Polis ekiplerinin operasyonu sonucu, R.K. ve H.K`nin evinde alıkonulan F.K. kurtarıldı. R.K. ve H.K, gözaltına alındı. F.K, İzmir Buca Kız Yetiştirme Yurdu `na gönderildi.
İşlemleri tamamlandıktan sonra adliyeye sevk edilen 4 zanlı, çıkarıldıkları
mahkemece tutuklandı.

YUKARI | Yetiştirme yurdundan 2 kız kaçtı

Kastamonu Yetiştirme Yurdu`ndan yaklaşık 2 ay önce kaçan yaşları 15 ila 17 arasında olan 2 kızdan bugüne kadar haber alınamadı.
AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü `ne bağlı Kastamonu Kız Yetiştirme Yurdu `nda kalan yaşları 15 ila 17 arasında olan 5 kız, yaklaşık 2 ay önce yurttan kaçtı.
Polis ekiplerinin başlattıkları çalışmalar kapsamında, yurdu terk eden kızlardan 3`ünün tekrar yurda dönmesi sağlandı. Polis yetkilileri, bu kızlardan 2`sinden, yapılan tüm çalışmalara rağmen yaklaşık 2 aydır haber alınamadığını kaydettiler.
Yetkililer, yurttan kaçan kızların eşkalinin ilgili mercilere verildiğini ve bulunmaları için başlatılan çalışmaların devam ettiğini bildirdiler. 2005-11-08 Haber7

YUKARI | İNTİHARKOLİK KARDEŞLER

İntiharkolik kardeşler
Kilis Kız Yetiştirme Yurdu `ndan kaçan iki kız kardeş, bir hafta içinde 4`üncü kez intihara kalkıştı. Polis tarafından son anda kurtarılan kardeşler, kaldıkları yurtta da kavga çıkardı
Yüksek binaların tepesine çıkarak atlamaya çalışan, kollarını jiletle kesmek isteyen iki kız kardeş kaldıkları yetiştirme yurtlarının kabusu oldu. Bir hafta önce Artvin Kız Yetiştirme Yurdu `ndan uyumsuzluk nedeniyle Kilis Kız Yetiştirme
Yurdu`na gönderilen 16 yaşındaki E.S. ile 15 yaşındaki kız kardeşi E.S., önceki akşam yurttan kaçtı. Bir hafta içerisinde iki kez yüksek binaların tepesine çıkan ve bir kez de kollarını jiletle keserek intihara teşebbüs eden iki kardeş, dün de Cumhuriyet Caddesi `ndeki beş katlı bir apartmanın çatısına çıktı. Çatıdaki korkuluk demirlerine tutunan kız kardeşleri, polis ikna etmek için uzun süre uğraştı. Yaklaşık iki saat süren ikna çabalarından sonuç alamayan polis, saat 00.30 sıralarında kız kardeşlerden birini yakalamayı başardı. Kardeşinin yakalandığını gören diğer kız ise demir parmaklıklara tutunarak boşlukta sallanmaya başladı. Atlamak üzereyken polis tarafından saçından yakalanarak kurtarıldı. Yurda teslim edilen iki kardeşin, Kilis `ten Antalya `ya gitmek
istedikleri, bu isteklerine olumlu yanıt verilmeyince intihara teşebbüs ettikleri belirtildi.
YURTTA ARBEDE
Polis tarafından kurtarılan iki kız kardeş, akşam saatlerinde de kavgaya karıştı. Kilis Kız Yetiştirme Yurdu `na kendileri gibi uyumsuzluk nedeniyle Diyarbakır `dan gönderilen 4 kişi ile birlikte diğer grupla kavga ettiler. Birbirine giren kızların kavgasına, güvenlik güçlerince müdahale edilirken, kavga sırasında yurdun camları kırıldı. Kavgada yaralanan, iki kız kardeş ile 16 yaşındaki B.Ç. ve kimlikleri tespit edilemeyen 3 kız polis tarafından hastaneye kaldırıldı. Ayakta tedavileri yapılan genç kızlar, Çocukları Koruma Şubesi `ne teslim edildi.Ahmet DAĞ / KİLİS

"BİLGİSİZ İNSAN, ÖĞRENMEKTEN ÇOK KONUŞMAK İSTER."

YUKARI | 7 ÖĞRENCİ KAYIP

Konya Kız Yetiştirme Yurdu`ndan yedi öğrenci kayboldu.
Konya Sosyal Hizmetler İl Müdürü İzzet Güneş , Kız Yetiştirme Yurdu `ndan kayıp olan 7 öğrencinin güvenlik güçleri tarafından arandığını söyledi. Güneş , Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü `ne bağlı faaliyet gösteren Konya Kız Yetiştirme Yurdu `nda 12- 18 yaş arasındaki kızların barındığını belirtti. Erkek ve kız yurtlarında kalan çocukların, okula gitmek ve alışveriş yapmak gibi sebeplerle yurttan dışarıya çıkabildiğini, bazılarının ise geri dönmeyip kaçak duruma düştüğünü anlatan Güneş kaybolan öğrencilerin bulunması için durumun polise bildirildiğini;

"BİLGİSİZ İNSAN, ÖĞRENMEKTEN ÇOK KONUŞMAK İSTER."

YUKARI | Şanlıurfa`da 4 kız daha yurttan kaçtı

Sabancı Kız Yetiştirme Yurdu`nda kalan 4 kız daha firar etti. Son 1 yılda ayrılan kız sayısı 11`e yükseldi
Şanlıurfa DHA
Şanlıurfa Sabancı Kız Yetiştirme Yurdu `nda kalan 4 kızın daha yurttan kaçtığı ortaya çıktı. Böylece son bir yılda yurttan kaçan kızların sayısı 11`e yükseldi. Bir süre önce yurt müdürü Aytekin Erdoğanlı`nın yurtta kalan kızları taciz ettiği ve şiddet uyguladığı iddialarıyla gündeme gelen Sabancı Kız Yurdu `ndaki huzursuzluk bitmedi. Bayramın ilk günü akşam saatlerinde yapılan sayımlarda 4 kızın bulunmadığı belirlendi. Yurt yöneticilerinin yaptığı sayımdan sonra kızların kaçtığı polise bildirildi. Ardından polisler gece boyunca kentin giriş ve çıkışlarında kimlik kontrollerine başladı. Yaşları 13 ile 18 arasında değişen firari kızların N.T, E.T, R.A. ve soyadı öğrenilemeyen L. oldukları belirlenirken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Sabancı Kız Yetiştirme Yurdu `nda son bir yıl içinde 6 kız yaşamına son vermeye teşebbüs ederken, 7 kız da daha önce belli aralıklarla yurttan kaçmıştı.

YUKARI | Yetiştirme YUrdunda Tecavüz;

Yetiştirme Yurdunda Tecavüz; Kars`taki olayla ilgili 8 kişi tutuklandı. 2 kişi aranıyor
Kars
`taki bir yetiştirme yurdunda barınan 16 yaşındaki kız öğrenciye tecavüz ettikleri iddiasıyla 8 kişi tutuklandı.
Olay, kız öğrencinin durumu öğretmenlerine anlatmasıyla ortaya çıktı.
Halime Aslan Yıldız Çocuk Yuvası ve Kız Yetiştirme Yurdu `nda kalan 16 yaşındaki öğrencinin ifadesi doğrultusunda gözaltına alınan 8 kişi, çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. 2 kişi de aranıyor.
Sanıklardan birinin işyerindeki bilgisayarında, olaya ilişkin görüntü kayıtlarının bulunduğu belirtildi. Olayla ilgili olarak, Cumhuriyet savcılığı adli, Valilik de idari soruşturma başlattı.

"BİLGİSİZ İNSAN, ÖĞRENMEKTEN ÇOK KONUŞMAK İSTER."

YUKARI | KIZLAR YURDUNDA KAVGA;

Kızlar yurdunda kavga;
Polis tarafından yakalanan 2 kız kardeş yurda iade edildi.
KİLİS (İHA )- Kilis `te Kız Yetiştirme Yurdu `nda iki günde peşpeşe yaşanan olaylarda 6 kız yaralandı. Yurtta ilk olay önceki gün yaşandı. 1 hafta önce Rize Kız Yetiştirme Yurdu `ndan nakledilen E.S (16) ile kız kardeşi E.S (15), uyumsuzluk sebebiyle yurttan kaçarak bir binanın 5. katına çıktı ve intihar etmek istedi. Kardeşleri ani bir hamleyle yakalayan polis intiharı son anda önledi. Sağlık kontrolünden geçirilen kardeşler, yurda teslim edildi. Kızkardeşlerin yuvaya dönmesiyle birlikte bu sefer kavga çıktı. Rize ve Diyarbakır `dan uyumsuzluk sebebiyle buraya gönderilen 4 kişi ile yurtta kalan diğer grup arasında yaşanan kavgada aralarında iki kızkardeşin de bulunduğu 6 kişi yaralanarak hastaneye kaldırıldı.

YUKARI | Yurtta kalan kız tecavüz sonucu hamile

Yurtta kalan kız tecavüz sonucu hamile
Batman Çocuk Yuvası ve Kız Yetiştirme Yurdu `nda kalan 15 yaşındaki H.S`nin yapılan rutin sağlık kontrolleri sırasında hamile olduğu ortaya çıktı. H.S`nin, kardeşinin çalıştığı işyerini ziyarete gittiği, işyeri sahibi E.B. tarafından 25-28 Mayıs tarihleri arasında tecavüze uğradığı yönünde ifade vermesi üzerine E.B, Diyarbakır `ın Silvan ilçesinde gözaltına alındı. E.B sorgulamasının ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

"BİGİSİZE SÖZ ANLATAMAZSIN, ÇÜNKÜ SENİ ANLAMAYA ALT YAPISI YOKTUR."

YUKARI | BURSA KIZ YURDUNDA DAYAK
 
Kız yurdundan dayak firarı
DHA - BURSA - Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü `ne bağlı Bursa `daki Eşrefiler Kız Yetiştirme Yurdu `nda kalan iki kız dayak yedikleri iddiasıyla yurttan kaçtı. 15 yaşındaki Ş.T. ile 16 yaşındaki D.U. üç gün önce yurttan kaçtı. İki kız, yurt müdürü ve etüt öğretmenlerinden dayak yedikleri ve hakaret gördükleri için kaçmak zorunda kaldıklarını söyledi. İki gece otobüs terminalinde sabahlayan kızlar daha sonra polise sığındı. Yurtta arkadaşları arasında yüksek sesle konuşmanın bedelinin dahi dayak olduğunu öne süren D.U. ve Ş.T. `Hocalarımız, evlerindeki stresin acısını bizden çıkarıyor. Sebepsiz yere dövüyorlar. Kötü yola düşmekten korktuğumuz için polise sığındık` diye konuştu. Ş.T. ve D.U. Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şubesi `nde korumaya alınırken, 12-16 yaşında 51 çocuğun barındığı Eşrefiler Kız Yetiştirme Yurdu `nda soruşturma başlatıldı. Konunun takipçisi olacağını söyleyen Bursa Valisi Nihat Canpolat , `Onlar özel çocuklar. Zarar görmelerine asla izin vermem ` dedi. Yurt Müdürü Metin Şahin ise, yöneltilen suçlamaları kabul etmedi.
 
YUKARI | EREĞLİ KIZ YETİŞTİRME YURDUNDA!..
Ereğli İlçesi Kız yetiştirme yurdunda kalan iki kız çocuğu, okuldan çıktıktan sonra yurda dönmediler.
Zonguldak’ın Ereğli İlçesi Kız yetiştirme yurdunda kalan iki kız çocuğu, okuldan çıktıktan sonra koruma altında bulundukları yurda dönmemeleri üzerine arama çalışmaları başladı. Konu ile ilgili Zonguldak Valiliği’nden yapılan açıklamada kayıp kız çocuklarını gören veya yerlerini bilen kişilerin Valiliğe, Ereğli Kaymakamlığına veya Ereğli Kız Yetiştirme Yurdu Müdürlüğüne haber vermeleri istendi. 03/04/2008 Zonguldak’ın Ereğli İlçesi Kız Yetiştirme Yurdunda koruma altında bulunan ve Ereğli Lisesi öğrencisi olan 15yaşındaki Nebahat Ataman ile 16 yaşındaki Sibel Köroğlu, dün okuldan çıktıktan sonra koruma altında bulundukları yurda dönmemeleri üzerine, arama çalışmaları başlatıldı. Konu ile ilgili Zonguldak Valiliği’nden yapılan açıklamada kayıp iki kız çocuğunu gören veya yerlerini bilenlerin Zonguldak Valiliği, Ereğli Kaymakamlığı veya Ereğli Kız Yetiştirme Yurdu Müdürlüğü’ne haber vermeleri istendi.

 
 
 
 
YUKARI | SAMSUN DA KAYIP KIZLAR!..
Atakum Kız Yetiştirme Yurdu'nda kalan 2 kız çocuğundan biri 3 gündür, diğeri 12 günder kayıp. Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu'na ait Atakum Kız Yetiştirme yurdunda kalan Y.Ç.(15) adlı kız çocuğu buradan kaçtı. Y.Ç.'den 3 gündür haber alınamadığı belirtildi. Aynı yurtta talan B.K.'nin (15) ise 12 gün önce kaçtığı ve kayıplara karıştığı ifade edildi. Polis yaptığı araştırma sonucu B.K.'yi, T.K.(56) adlı bir kişinin alıkoyduğunu tespit etti. Firarda olan kızlar ile T.K.'nin yakalanmasına çalışıldığı öğrenildi
YUKARI | BURSA YETİŞTİRME YURDUNDA!..

Bursa'da yetiştirme yurdunda kalan 17 yaşındaki kızla cinsel ilişkiye girdiği iddia edilen görevli hakkında 2 yıla kadar hapis talebiyle dava açıldı. Mağdur S.K. evlenme vaadiyle kandırıldığını söylerken, anne S.K ise, "Her yurda düşen kızın ırzına mı geçilir? Ben onların babalarından çok devlete güveniyordum" diyerek gözyaşlarına boğuldu. Suçlamaları reddeden görevli ise kendisine iftira atıldığını savundu.

İddiaya göre, Eşrefiler Kız Yetiştirme Yurdu'nda görev yapan T.S. (33), yurtta 17 yaşındaki S.K. ile yakınlaşmaya başladı. "Karımdan boşanıp seninle evleneceğim" dediği iddia edilen görevli ile genç kız arasındaki ilişki, yurt içindeki ve dışarıdaki buluşmalarla daha da gelişti.

OTOMOBİLİNDE KIZI ÖPERKEN YAKALANDI

Tecavüz iddiası, 14 Mart'ta görevlinin genç kızı yurda bırakırken aracında öperken görülmesi üzerine ortaya çıktı. Olaydan sonra paniğe kapılan kız, yurttan kaçarak Gemlik'teki bir arkadaşının evine sığındı. Olayla ilgili soruşturma başlatan ekipler, S.K.'nin yanına gitmiş olabileceğini düşündükleri Osmaniye'deki annesine haber verdi. 6 yıldır görmediği kızının yurttan kaçtığı haberiyle yıkılan anne S.K. de Bursa'ya gelerek olayın peşine düştü. Kayıp kız, Gemlik'te bulunduktan sonra verdiği ifadesiyle

herkesi şoke etti.

2 YILA KADAR HAPSİ İSTENİYOR

Genç kız mağdur edildiğini söylerken, zanlı T.S. ise hakkındaki iddiaları yalanladı. Telefon kullanması yasak olan kıza cep telefonu ve SIM kart aldığı iddia edilen görevli T.S. de bir başka çocuk eğitim biriminde görevlendirildi. Savcılığın yasak aşk iddiasıyla ilgili soruşturması ise sona erdi. Savcılık, şüpheli hakkında, "reşit olmayanla cinsel ilişki" suçundan 2 yıla kadar hapis talebiyle dava açtı. Rızasıyla T.S. ile birlikte olduğunu iddia eden mağdur S.K.'nin yaşı 15'ten büyük olduğu için, davanın

şikayete bağlı olarak süreceği öğrenildi.

"NÖBETİNDE BENİ YANINA ÇAĞIRIP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİMİ SORDU"

Olaydan sonra anne S.K., 17 yaşındaki kızı S.K. için Bursa'ya gelerek cezaevinden şartlı tahliyeyle çıkan eşi A.K. ile 6 yıl aradan sonra barıştı. 13 yaşından beri yurtta kaldığını, hocasının kendisine çok ilgi gösterdiğini ifade eden S.K. ise, "Kimseden göremediğim sevgi ve şefkati o bana gösteriyordu. Bir gün nöbetinde beni yanına çağırdı. 'Bana karşı neler hissediyorsun, söyle' dedi. Ben de sıkıldım ve duygularımı anlattım. O da bana anlattı. Bu ilişkinin çok zor olacağını ama benim için her şeye

katlanacağını söyledi. Üstelik benim de bu sıkıntılara katlanıp katlanmayacağımı sordu. Birkaç ay sonra benimle ilişkiye girmek istediğini söyledi. Ben böyle bir şeyi yapmayacağımı açıkladım. 'Ben bunu karımdan değil, senden istiyorum. Ben seninle evleneceğim. Senden benim karım olmanı istiyorum' dedi. Ben de ona güvendim. İlk ilişkimize yurtta, odasında girdik. Her hafta sonu evine gidiyordum. Her zaman benden ilişki istiyordu. Yatmadığımız zamanlarda bana tuhaf davranıyordu. Beni sevdiğini, değer verdiğini, benimle evleneceğini sanmıştım" iddialarında bulundu.

"BANA, 'OLAY DUYULURSA BENİ CEZAEVİNE ATARLAR' DİYORDU"

14 Mart'taki buluşmalarında kendisini yurda bırakırken yurtta kalan bir başka kıza yakalandığını kaydeden S.K., "Olaydan sonra ben yurttan kaçtım. Sürekli onunla telefonda görüşüyorduk. Bunun üstesinden geleceğimizi söylüyordu. Beni o zaman da kandırdı. Fakat beni yakaladılar. Yurda gidince her şeyi anlattım. Ben daha fazla ceza almasını istiyorum. Bu olaylar ortaya çıktığında beni cezaevine atarlar diye bana anlatıyordu. Hatta, 'Bir şey olmaz, cezaevinden çıktıktan sonra seni bırakmam" dedi. Ben sonuna

kadar hak ettiği cezayı almasını istiyorum" iddialarında bulundu.

"HER YURDA SIĞINAN KIZIN IRZINA MI GEÇMEK LAZIM?"

Yaşanan olayı anlatırken gözyaşlarına boğulan 4 çocuk annesi S.K. ise, "Her yurda sığınan kızın ırzına mı geçmek lazım? Sadece adalet istiyorum. Ben yüce adalete sığınıyorum. Kızıma bunları yaşatan bu kişinin yaptıkları yanına kar kalmasın. Bir tavuk çalınıyor, 8 yıl hapis veriyorlar Tavuğun kerameti ne? Bu kız 17 yaşında. Analar, babalar arasında geçimsizlik olabilir. Çocuklar yurda düşebilir. Devlet her şeyin hakkını veriyorsa bunun da hakkını verecektir. Ben devlete güveniyorum. Onun da kızı var. Başına gelsin de ne demek olduğunu anlasın" derken gözyaşlarına hakim olamadı.

"OLAY ÖRTBAS ETMEYE ÇALIŞILIYOR, GEREKİRSE AİHM'E GİDECEĞİM"

Cezaevine girdikten sonra ailesinin perişan olduğunu ifade eden baba A.K., "Eşim gitti, ben de çocuklarımı kendi isteğimle devlete güvenerek yurda teslim ettim. Fakat burada kızımın baba sevgisi eksikliğini suiistimal eden kişi kızıma ilgi duymuş. O bir eğitimci gibi davranmak yerine çocuğumla ilişkiye girmiş. Şimdi de olayı örtbas etmeye çalışıyorlar. Olayın sonuna kadar takipçisi olacağım. Gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gideceğim" ifadelerini kullandı.

"İFTİRA ATIYORLAR"

İHA muhabirinin telefonla ulaştığı T.S. ise kendisine iftira atıldığını belirterek, "İddialar asılsızdır. Benim sorumlu olduğum bir ailem ve 2 çocuğum var. Böyle bir şey söz konusu olamaz" dedi.

Sosyal Hizmetler İl Müdürü Halim Melikoğlu ise böyle bir şeye ihtimal bile vermediklerini ifade ederek, "Şu an olay soruşturma aşamasında. Müfettiş raporu olmadan böyle bir şey söylenemez. Soruşturmanın selameti açısından görevlinin yerini değiştirdik. Böyle bir şeyin asla olmayacağı gibi, olabileceği ihtimali üzerinde de duruluyor. Bizler böyle bir şeye ihtimal veremiyoruz" diye konuştu

 
YUKARI |Tecavüz bebeğini zorla sattılar

Eskişehir'de yetiştirme yurdunda kalan 16 yaşındaki genç bir kızın tecavüze uğrayıp hamile kaldığı, kaçırılıp zorla alıkonulduğu evde dünyaya getirdiği bebeğinin bir aileye para karşılığı satıldığı iddiası üzerine 4 kişi tutuklandı. Polis, şimdi kayıp bebeğin bulunmasına çalışıyor.
İddiaya göre, İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü bünyesindeki Kız Yetiştirme Yurdu'nda kalan E.K. (16), geçen yıl dışarıda tanıştığı ve arkadaş olduğu S.E. (17) tarafından götürüldüğü bir evde tecavüze uğradı. Durumu kimseye anlatamayan E.K., karnının şişmesi ve rahatsızlık yaşaması üzerine yurt idaresine hastaneye gitmek için başvurdu. Hastanede 8 ay önce muayene edilen ve hamile olduğu anlaşılan genç kız, durumu yurt yönetimine bildirdi. Yöneticiler de durumu polise aktardı. Olayla alakalı araştırma başlatan İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi ekipleri, E.K.'ye tecavüz ettiği öne sürülen şüpheli S.E.'yi gözaltına aldı. S.E. sorgusunun ardından çıkarıldığı mahkemece 20 Şubat'ta tutuklandı. Bunun üzerine hamile E.K., yurttaki diğer öğrencilere örnek teşkil etmemesi için kadın sığınma evine gönderildi. Sığınma evinden ayrılan E.K., sokakta yürürken cezaevinde tutuklu bulunan S.E.'nin de yakınları olduğu öğrenilen G.Ö. (62), kızı S.A. (47) ve oğlu K.Ö. (30) tarafından zorla bir araca bindirilerek kaçırıldı. Bu arada 3 aylık hamile olan E.K., Kurtuluş Mahallesi'nde bir evde zorla alıkonulmaya başlandı. Evde bir ebe yardımıyla 23 Ağustos'ta doğum yapan E.K. erkek bebek dünyaya getirdi. E.K.'nin doğurduğu bebek, G.Ö. ve ailesince çocukları ölen ve bebek sahibi olmaları tıbben mümkün bulunmayan bir aileye para karşılığı satıldı. Kaldığı evden bir fırsatını bulup kaçmayı başaran E.K., 10 Ekim'de polis merkezine giderek başından geçen olayları anlattı. Polisler, şüpheliler G.Ö., S.A. ve K.Ö.'yü yakalayıp gözaltına aldı. Şahısların suçlamayı reddetmesi üzerine polisler, sözkonusu evde inceleme yaptı. İnceleme neticesinde evde genç kızın parmak izlerinin yanı sıra yattığı yatağın çarşafında da kan izleri tespit edildi.
Sorgularında E.K.'nın doğurduğu bebeğin erkek değil kız olduğunu ve bir aileye verdiklerini ve çelişkili ifadelerde bulundukları öğrenilen G.Ö., S.A. ve K.Ö., "İnsan ticareti yapmak ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak'' suçlarından çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.

YUKARI | OYUNCAK BEBEK ÇALDI!....


Lütfen düşüncelerinizi yazınız?
 
"YOKLUKTA UN ARANIR, BOLLUKTA ÜN"
YUKARI | ; "BİLGİSİZ İNSAN, ÖĞRENMEKTEN ÇOK KONUŞMAK İSTER."
 
 


 

 
"HER GÜN BİR İYİLİK YAP"