Ana Sayfa    Hakkımızda    Bağış    Biliyormuydunuz   Galeri   Şiir   sayfa bilgi   İletişim
DUYURULAR

'





İletişim Bilgileri
Şehit Adem Yavuz Sokak 15/18 Kızılay/Ankara
T : 0312 478 0707
Cep: 0534 677 7041
  YETİŞTİRME YURDUNDA KALIP DAHA SONRA KİTAP YAZAN DEĞERLİ ABİLERİM VE KARDEŞLERİM. YETİŞTİRME YURDUNUN GUYGU SELİ;
İÇİMİZDEKİ YARIN (Şevki DİNÇAL)

Köprü altında büyüyen, Süleyman Demirelin elinden tutması ve azmi sayesinde okuyarak Kütahya Emniyet Müdürlüğü koltuğuna kadar ulaşan Şevki Dinçal, yaşadıklarını bu kitapta kaleme aldı.
13 yaşına kadar sokakta yaşayan Dinçal bir arkadaşıyla birlikte, Adalet Partisinin 1965 seçimlerindeki zaferinden bir gece sonra Demirelin evinin bulunduğu Güniz Sokaka gitti.
Polisin uzaklaştırmak istediği Dinçalı fark eden dönemin AP Lideri Demirel, iki çocuğu eve çağırarak ne istediklerini sordu. Demirel, "Okumak istiyoruz" yanıtını alınca Dinçalı okuması için yetiştirme yurduna yerleştirdi. Azmi sayesinde polis kolejini kazanan Dinçal, çeşitli illerde görev yaptıktan sonra emniyet müdürlüğü koltuğuna ulaştı.
Ve yıllar sonra Süleyman Demirel, Cumhurbaşkanı olarak. Türkmenistanı ziyaret etmektedir. Temaslar tamamlanıp sohbet bölümüne geçildiğinde Türk heyetinden genç bir adam yerinden kalkar, cumhurbaşkanının yanına doğru gider ve onu saygıyla selamlayıp kendini tanıtır.
- Sayın Cumhurbaşkanım yıllar önce sizi ziyarete gelip sayenizde okula yazılan, devletin şefkatli kollarında ana babasızlığı unutup ülkesine yararlı bir yurttaş olmaya ant içen o sokak çocuğu benim.
Herkes dona kalmıştır, bir süre devam eden bu sessizliği Cumhurbaşkanı bozar.
- Hatırladım o günü, hatırladım... Peki ne yaptın, şimdi nedir görevin evladım?..
Direncini sonuna kadar zorlayan genç adam daha fazla tutamaz kendisini. Ve yaşlar gözünden akarken yanıtlar Cumhurbaşkanını.
- Şu anda heyetimizde Dışişleri Bakanlığı kadrosunun bir elemanı olarak bulunuyorum efendim. Bilecik Emniyet Müdürüyüm...Sokakların dili hep acı söyler. Bunu ancak onun kollarında yatanlar; yağmurda, yaşta, soğukta, sıcakta onunla konuşanlar bilir. Geceleri hem soğuktan korunacaksınız, hem de tehlikelerden uzak duracaksınız. Mevsimi, iklimi hep değişir. Durmadan üşürsünüz, hep üşürsünüz.
Hiçbir şey ısıtmaz içinizi. Belki ısıtacak tek şey sevgidir, ama ona da siz ulaşamazsınız. Korkuların, ürpermelerin, yokluğun, açlığsssın kol gezdiği yerlerdir sokaklar. Gecesi gündüzünden çok farklıdır. Misafirleri değişir her zaman. Yalnızlığın sesi en çok geceleri duyulur. Küçük bedenlerin üstüne kâbus gibi çöker karanlık, korku ve soğuk. Eller, yürekler hep tetiktedir. Uykular hep tek gözlüdür ve ürkektir. Gözünüzdeki tavşan uykusu, yüzünüzdeki güvercin korkusudur. Hatayı hiç affetmez sokaklar. Her türlü tehlikenin bakışları üstündedir, sokak misafirlerinin. Acımazsızlığın yaşamı hiçe saydığı bu yerlerde, en öncelikli meseleniz tehlikelerden uzakta ve hayatta kalabilmektir. Hele bir de çocuksanız, sokakların dilinden iyi anlamıyorsanız, daha zordur orada yaşamak.

 

KUŞ YUVASI (İlyas DAŞTAN)

Çocuk Yuvası ve Yetiştirme Yurdu Günlerim...

Çocukluğunda, sosyal hizmet aldığı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna Sosyal Hizmet Uzmanı olarak hizmet vermeye devam eden İlyas Ali DAŞTAN’ın Kuş Yuvası adlı kitabında yuva ve yurt yaşamına ilişkin günce tadında/tarzında yazılmış öyküleri bulacak ve artık etrafınızdaki kimseli/kimsesiz çocukların gözüne daha farklı bakacaksınız.
Öyküler birer damla, romanlara sığmayacak yaşamları anlatan…
İLYAS ALİ DAŞTAN’IN “KUŞ YUVASI” KİTABI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME…Aziz ŞEKER/Sitemiz yazarı
“Yetiştirme yurtlarında kaldıktan sonra, hayata atılan bireylerin deneyimlerini ve anılarını yazmasının faydalı” olacağına dair bir inançla yapılandırılıyor kitap. Böylece daha başlangıçta, aydınlanması gereken bir takım yaşam parçacıklarının yuva ve yurt gerçekliğine ışık tutacağını da duyumsatıyor yazar. Yeni psikososyal bakım modellerinin geliştirilmesi için şart da bu...
Çocukluğun düşle desenlenmiş masalımsı dünyasında kuş yuvalarına olan merak, altı yaşlarında yazarı bir başka yuva olan; çocuk yuvasıyla tanıştırıyor. Kanımca yazar evden ayrılış duygusunun; hani yuvaya ilk gelindiğinde bir sonraki çocuk gelinceye kadar “yeni gelen” adlandırmasıyla çağırılan çocukların hüzünlü doğasını ve ilk ayrılışın travmatik karmaşası üzerine daha detaylı örnekler verebilir ve bu lirik anılar bir romana ağabilirdi. Kuşkusuz bu benim düşüncem. Neden mi? Okurken yer yer gözlerinizin buğulandığını ve boğazınıza ıslak bir yumruğun gelip dayandığını hissediyorsunuz; o yoğunluktan bazen hızla uzaklaşabiliyorsunuz. Kalsanız âşık yüzünüz buruşur ömre, gitseniz hayat darılır size!

   
KADINA ŞİDDETİN KISIR DÖNGÜSÜ (İlyas DAŞTAN)
(SES Öykü Özendirme Ödülü)
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunda Sosyal Hizmet Uzmanı olarak görev yapan İlyas Ali DAŞTAN’ın yuva ve yurt yaşamına ilişkin günce tadında/tarzında yazdığı Kuş Yuvası adlı kitabı okuyucu ile buluşmanın yanında, Turizm ve Kültür Bakanlığınca kütüphanelere alınmıştır. 

Yazar, Kadına Şiddetin Kısır Döngüsü adlı ikinci kitabında insanın bilindik ama gözden kaçan yönlerini anlatmaktadır. 

Yazarın, Kadına Şiddetin Kısır Döngüsü adlı kitabı Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) tarafından düzenlenen 9. Kültür Sanat Etkinliklerinde özendirme ödülü kazanmıştır.
 

 

ŞATOM (Alim YAVUZ)
BENİM ÜZGÜN YURDUM

Yetiştirme Yurdu Anıları

Alim Yavuz, yetiştirme yurdunda büyüyen bir sosyal hizmet uzmanı. Dün, yetiştirme yurdunda koruma altına alınan bir çocuktu. Bugün, ihtiyaç sahiplerine kol kanat geren Sosyal Hizmetler Ailesi'nin idareci konumunda bir ferdi. Hayatının akışı yetiştirme yurdunda şekillen Alim Yavuz, "yetiştirme yurtlarına" dair acı tatlı hatıralarını okurlarla paylaşıyor.

"Bu kitap bir teşekkürdür. Ailesi dağıldıktan sonra, geleceğe dair hayalleri 'iyi bir çoban olmak'tan öteye gitmeyen bir çocuğun, 'Sosyal Hizmetler'in şefkatli öpücüğüyle 'kurbağalıktan prensliğe' terfi etmesine teşekkürdür. Bu kitap bir ispattır. Yetiştirme yurtlarının duvarları arasına sıkışan ve yaşadıkları olumsuz tecrübelerle yılgınlığa kapılarak, 'Bizden ne köy olur, ne kasaba' yanılgısına düşen kader arkadaşlarıma, azmedip çalışınca neler olabileceğini gösteren bir ispattır."

 
   
 

 

  YURDUN ÇOCUKLARI
Son yıllarda içinde yaşadığımız dünyanın kirlendiğinden ve kıyamet senaryolarından bahsedilir oldu. Kirlenenin sadece tabiat olduğunu sananlar yanıldıklarını umarım iş işten geçmeden anlayacaklardır. Her yerde olduğu gibi insan unsuru görmezden gelinir. Sanki dünya kendi kendine kirlenmektedir. Bütün sistemler insan üzerine kuruludur. Dünya dahi insan için yaratılmıştır. Hangi devlet insansız olabilir? İnsan unsuru göz ardı edenler bunun bedelini ağır ödeyeceklerdir.
İşimiz özetle insanlar bizim İnsanın yaratılışından, medeniyetinden bahsedecek değiliz. Zaten işimiz değildir. Aslında mensubu olduğum Türk milletinin kurduğu medeniyetlerden ve insana verdiği önemden bahsetmek isterdim. Yerimiz kısıtlı şimdilik onu tehir edelim.
Kendimi tanımaya başladığım günlerde, bir çelişkidir kafamı allak bullak eden etrafımda senin yaşadığın yerlere benzemeyen evler görürsün çocuk aklınla tanımadığın duygular sarar sonra yüreğini. Annen çoktur, müdür baban bir tanedir yaşadığın yerde “Hatice anne, Ayşe anne” diye hitap ettiğin böyle öğretmişlerdir. Çünkü sana. Soğuk kış gecelerinde camdan dışarı seyre dalarsın, yüreğin düğüm düğüm sıcaktır kaldığın yer, ya yüreğin? Yumuk yumuk ellerin sarar soğuk pencere demirlerine. Özgürlüğünü bekleyen bir kuş misali…
Efendim devam etmek isterdim lakin yüreğimiz bir başka çarpar o zaman. Biz yetiştirme yurtların büyüyen Ali’ler Ahmet’ler ve Mehmet’leriz. Niyetimiz acitasyon değildir. Bize acınmasını zaten haz etmeyiz.
Biz kaderden geçeriz hayatımıza devlet babamızın imkânları dahi çok görülür bize anneler – babalar gözlerinden sakındıkları yavrularını buralarda büyüdüklerini hayal ederler mi acaba?
Mazlumun ahını alanlar aheste aheste akıbetlerini göreceklerdir. Aile ortamında büyümeyen bu çocukların, topluma entegrasyonları ve faydalı birer birey haline gelmeleri yine içinde yaşadıkları toplum tarafından gerçekleştirilecektir.
Bir araya getirmeye gayret ettiğimiz bu çocuklar bizim çocuklarımız ve geleceğimizin fidanlarıdır.
Elinde ki fidanı kıyamet kopsa da dik diyen sevgili peygamberimiz (sav) efendimiz. bu sözüyle çok şey ifade etmiştir. Amel defteri kapanmayacaklar arasında zikrettiği hayırlı evlatlar yetiştirin düsturu ne güzel bir ışıktır. Fidanlar yeşerir de ağaç olur, dal salar meyve olur hayır olur….
Fidanlarımıza, çocuklarımıza sahip çıkalım. Kimsesiz bi çare mazlumlara sahip çıkma hem yüce dinimizin hem de yedi düvele adalet götürmüş ecdadımızın öğüdüdür.
Saygılarımla..


Mali Sekreter Zarife ÖZTÜRK Genel Sekreter Fatma Şahin BULUT

           YURT AY DER.
Yurtlardaki tüm kardeşlerimizi..
Kucaklamalıyız birer birer.
En büyük amacına doğru,
Dev adımlarla yürüyor YURT AY DER.

Ayşe, Fatma; Mehmet; Ali Hüseyin..
Bu dernekte neymiş demeyin,
Toplumda utanıp yüzünüzü gizlemeyin,
Çatısı altında sizi bekliyor YURT AY DER.

Birdik, on olduk, yüz olduk…
Biz kardeşliği yurtlarda bulduk,
Pekiştirmek için derneği kurduk,
Çelikten bir ağ örüyor YURT AY DER.

Yılmak yok var olma savaşında…
Kalmak yok derneğin dışında..
Toplanalım birlik çatısı altında,
Kopup gelen çığ gibi büyüyor YURT AY DER.

Herkese karşı açık olmalı yüzümüz,
Tüm acıları damıtmıştır özümüz,
Kardeşlerimize Söylenecek Sözümüz,
Yanında sizi istiyor YURT AY DER.

Davut Köksoy
Emekli Öğretmen

   
 
 
Ana Sayfa    Hakkımızda    Bağış    Biliyormuydunuz   Galeri   Şiir   sayfa bilgi   İletişim   Birlik & Beraberlik & Yaşam
Kumrular Caddesi Şehit Adem Yavuz Sokak 15/18 Kızılay/Ankara
Tel : 0312 478 0707 Cep: 0534 677 7041