Ana Sayfa    Hakkımızda    Bağış    Biliyormuydunuz   Galeri   Şiir   sayfa bilgi   İletişim
Duyurular

''TÜRKİYE CUMHURİYETİ İL İLE İLÇELERİNDE VE KÖYLERİNDE YAŞAYANLARIN 
13 / Ekim / 1923 ANKARA'NIN BAŞKENT OLUŞU MÜNASEBETİYLE 
"TÜM TÜRKİYE CUMHURİYETİ İNSANLARINA KUTLU OLSUN"..''





İletişim Bilgileri
Şehit Adem Yavuz Sokak 15/18 Kızılay/Ankara
T : 0312 478 0707
Cep: 0534 677 7041
 

KÖKÜNÜ BEĞENMEYEN DAL VE DALINI BEĞENMEYEN MEYVE OLGUNLAŞMADAN ÇÜRÜR..

 
YALVARMA ÇOCUK!..


Mutluluklar pazarlarda alınıp satılır oldu. Betonlaştı gözyaşları,
yürekler katılaştı. Kimse kimseyi sevmiyor,
kimse kimseye acımıyor, yanmıyor.
Güzellikler bile parayla alınıp satılıyor artık.
Namussuzlar çoğaldıkça namuslular azaldı.
Makamlar büyüdükçe beyinler küçüldü.
Herkes firsattan istifade edip cebini şişirmeye çalışıyor,
Yetimin, yoksulun hakkına tecavüz ediyor.
Gözlerde güneşin sıcaklığı, vicdanlarda doğruluğun aklığı kalmadı çocuk.
Yürekler gibi gözlerde kirlendi.
Sevinçlerimizi, şiirlerimizi, kitaplarimizi yok ettiler,alıp götürdüler bizden uzaklara insani duygularımızı.
Toprağımız küs şimdi bize,
ğögümüz de küs. Bilmem ki nasıl anlatılır sahtekarlığın, cüzdanın ve vicdanın
kirlenmişliği bir ülkede . Erdemin, fazilletin, sevginin ve dostluğun çürümüşlüğü.
Gökyüzü hepimizin değil mi? ya yeryüzü.
Neden vicdanları gibi gökyüzünüde, yeryüzünüde kirletirler çocuk.
Doğaya, insana, kuşa, çiçeğe, emeğe bu düşmanlık niye...
Bilmezlermi ki, bunları sevmekle başlar yaşam.
Bu kin, nefret ve düşmanlıkla nereye varacak dünyamız.
Bunlar sevmeyi bilir mi çocuk?
Zerre kadar bir vicdan taşımışlar mı yüreklerinde?
Hayatta hiç sevmişler mi bir ırmağın türküsünü?
Gümbürtüsünü bir ormanın durup dinlemişler mi? bir pınarın akışını,
yağmurun yağışını?. Bir türkünün, bir şiirin güzelliğini,
bir dostluğun ve sevdanın sıcaklığını yaşamışlar mı hiç?
Gülümsemişler mi çocuklara bahar gülleri gibi,
Okşamışlarmı saçını bir öksüzün.
Vurmuşlar mı sesini dağlara, çağlayanlara?
Oturup ağlamışlar mı yavrusu vurulmuş bir cerenin acısına.
Duymuşlar mı oğlu mahpus bir ananın feryadını yüreklerinde...
Yalvarma güzel çocuk, dillerini utandırma.
Utandırma dillerini, dillerin ki dağ yelidir senin; Pınarların sesi, kuşların ötüşüdür.
Bükme boynunu gözlerini utandırma, gözlerin gökyüzüdür senin, mavi gülüşlü bir çiçek.
Yalvarma çocuk; sesini utandırma.
Gülün kokusudur sesin; rüzgarın nefesi, ırmağın türküsüdür.
Yalvarma çocuk; ellerini utandırma. Yokluk, yoksulluk kötü bilirim.
Umudu, sevinci, onuru utandırma.
En güzel senin ellerindir çocuk ekmeği tutan, suya uzanan.
Ey çocuk yoksulluğunu öfkeli bir bıçak gibi taşı yüzünde ama yalvarma, utandırma yüzünü. Utancını ve hıncını güneşin sarısı gibi yüreğinde sakla.
Unutma seni ağlatanları.Unutma utanması gerekenleri ama sen ağlama, utandırma gözyaşlarını.
Aşk için ağla, dostluk ve sevgi için.
Ama yoksulluğun için ağlama, yalvarma, utandırma gözyaşlarını çocuk.
Bırak dereler ağlasın senin yerine, rüzgarlar, pınarlar ağlasın ama sen ağlama.
Deli taylar gibi sev yaşamı, aşkı sevgiyi ve umudu.
Yüzün her koşulda onuru, öfkeyi, sevinci, direnci taşısın;
Yılgınlık, bezginlik olmasın. Yeri geldiğinde sormalısın yoksulluğun hesabını..
Elimden tut ey çocuk; utandırma ellerini. Tut elimden güneşe yürüyelim, sevince, umuda, neşeye yürüyelim.
Tutki güneş doğsun, serçeler sevinsin.
Zulümler, karanlıklar çekilsin üstümüzden.
Tut ki tomurcuklar açsın, büyüsün çocuklar,serceler ucsun,tohumlar ekilsin,yeşersin umutlar.
Bir demet ışık saçılsın dünyaya, kapılar açılsın, kalmasın esaret, ezilmişlik, açlık. Kimse kimseye avuç açmasın, çocuklar ağlamasın, utanmasın analar, babalar yoksulluktan yokluktan.
Ah… çocuk! vakitsiz açan ,bir çiçek tarlası gibi yüreğin
beyaz kardelenler, sarı papatyalar bükmüş boyunlarını ip - ince boynundan
güneşe bakıyorlar... her iç çekişte dünyanın bütün çiçekleri kanamada
bütün kuşları havalanmada umudun evi yok, sevincin adresi neylersin çocuk..ah!.. çocuk! vereceksen, rüzgarlara ver sesini, tomurcuklara
baharı muştulasın yarınlara mümkünü yok artık,
gittiğim her yere soluk yüzünü taşıyacağım ve seni her düşündüğümde
çağımın utancını yaşayacağım ah! çocuk

 
BİLMEK İSTİYORUM


Aklımda bazı sorular var cevabını bulamadığım yurttan çıkınca hayatımı düzene sokabilecek miyim?
Yurttan çıkınca nerde kalacağım nereye gideceğim?
Hayatın zorluklarını tek başıma aşabilecek miyim?
Bana karşı insanların tavır davranışları nasıl olur?
Yine bana hep yurt çocuğumu diyecekler mi?
Benimle dalgamı geçecekler mi?.
Topluma katıldığım da bana hangi gözle bakacaklar toplum beni kabullenecek mi?
Kendimi topluma kabul ettirebilecek miyim?
Hayata tek başıma ayak uydurabilecek miyim?
İşe girdiğimde iş ortamına uyum sağlayacak mıyım?
İşten atılma korkusunu nasıl atarım?
İşe geç kaldığım zaman ne ile karşılaşırım?
İnsanlarla iletişimim nasıl olacak?
Hayat şartlarımı düzeltebilecek miyim?
Eğer siz isterseniz bu soruları senden önce soran bizler sizlere yardımcı olmak isteriz.

 

Shçek (Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu) “YURT AY DER”

Öncelikle Merhaba Ben Anıl Bayırlı İlk Yuvaya Ayak Bastığımda 10 - 11 Yaşları Civarındaydım İlk Önce Corum Erkek Yetiştirme Yurdunda Kalmıştım Orda Asla Şiddet Yoktu Ama Yasım Tutmadığı İçin Beni Yozgat Çocuk Yuvasına Nakledildim Ve Orda 3 Sene Boyunca Kaldım Yuvanın Bi Odası Yakılmıştı Ve Banim Üstüme Atılmıştı Yurtta Benden Büyüklerden Cinsel Tacizde Kalkışan Bile Olmuştu Ve Oradan Cinsel Tacız Olayı Yüzünden Beni Samsun Yuvasına Yerleştirdiler Sanırım Orda da 1.5 Sene Filan Kaldım Şiddet Yoktu Sağlığım Gayet Yerindeydi Ama Ailemi Bana Göstermiyorlardı Nedenini Bilmiyorum Ama Göstermiyorlardı Cinsel Tacize Maruz Kaldığım İçin Devamlı Psikologa Gidiyorum Ve Kırıklarlı Yuvasına Ananem Benım Naklımı Istemıstı (Ikamet Ettıklerı Yer Doğdumum Yer:Edirne Uzunkopru) Ve Ve Nakıl Oldum Yuvada Fazla Kalmadım Yasım Tuttuğu Icın Benı Yurda Verdıler Keske Gıtmez Olsaydım Iste Sıddet Dıe Açtığım Konu Bu Gecelerı Bızden Yasca Buyukler Bızı Kaldırıp Odalarını Temızletır Sabah Kahvaltılarını Hızmetlıler Bıze Hazırlatırdılar 14 Yasımda Ilk Defa Yurrtan Kactım Gece Tren Yoollarında Yattım Elektırık Trafosunun Ustunde Bulduğum Bı Kuru Sımıdı Yemıstım Iyı Hatırlıyorum Ve Sabah Olunca Benı Yurt Muduru Buldu (Hn Yğn) Ve Bana Annanenle Dedenlere Gıtmek Istermısın Dedıler Bende Cok Isterım Dedım Ve Benı Kırklarelı Demırkoy Avcılarkoyune Dedemlerın Yanına Yerlestırdıler Sıze Aylık Para Ve Gısı Yardımı Yapılcak Dedıler Ve Hıc Yapmadılar Su An 17 Yasımda Bursada Oturuyorum Sadece Sız Gorevlılerden Sunu Istıyorum Benım Gıbı Nıce Arkadaslarımın Kardeslerımın Benım Yasadıklarımı Artık Yasamasınlar Şiddet Görmesinler Tüm Soyliceklerım Bu Kadar Saygılarımla 
(A.B) 

 
FIKRA GİDER BUNUN ÜZERİNE

Nasrettin Hoca’ya sormuşlar:
“Kimsin?” “Hiç” demiş Hoca, “Hiç kimseyim.” Dudak büküp önemsemediklerini görünce, sormuş Hoca: “Sen kimsin?” “Mutasarrıf” demiş adam kabara kabara. “Sonra ne olacaksın?” diye sormuş Nasrettin Hoca. “Herhalde vali olurum” diye cevaplamış adam. “Daha sonra?” diye üstelemiş Hoca. “Vezir” demiş adam. “Daha daha sonra ne olacaksın?” “Bir ihtimal sadrazam olabilirim.” “Peki, ondan sonra?” Artık makam kalmadığı için adam boynunu büküp son makamını söylemiş: “Hiç.” “Daha niye kabarıyorsun be adam. Ben şimdiden senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım: “Hiçlik makamında!”              

 
 
Ana Sayfa    Hakkımızda    Bağış    Biliyormuydunuz   Galeri   Şiir   sayfa bilgi   İletişim Birlik & Beraberlik & Yaşam


Kumrular Caddesi Şehit Adem Yavuz Sokak 15/18 Kızılay/Ankara
Tel : 0312 478 0707 Cep: 0534 677 7041